- Arşiv
- CEMAL GÖKÇELERE MUHTAÇ MIYIZ!
- DEMOKRAT İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ADAYLARINI AÇIKLADI
- Demokrat İnşaat Mühendisleri Dostluk ve Dayanışma Yemeği
- Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanun Tasarısı Hakkında Açıklama
- Demokrat İnşaat Mühendisleri 2006-2008 Programı
- MESLEKİ EĞİTİME DEĞİL YETKİN MÜHENDİSLİĞE KARŞIYIZ
- ODAMIZA, MESLEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM
- YETKİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ
- Yetkin Mühendislik'te Yürütmeyi Durdurma Kararı
- Yetkin Mühendislik Yönetmeliği Hakkında Açıklama
Site İçeriği
Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi
Tüm İnşaat Mühendisleri Kamuoyuna Duyurulur
Bilindiği gibi Bizler İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinin 40. Dönem Çalışmalarında yönetim kurulunu oluşturmak amacıyla bağımsız bir liste ile seçimlere katıldık. Bu yazıyı kaleme alırken; niçin bağımsız bir liste ile seçime girmeye gerek duyduk, bizi buna iten sebepler neydi ve gelişmeler nasıl yaşandı gibi zihinlerde oluşan sorulara cevap vermek zorunda oluğumuzu düşünüyoruz.
İnsanlık tarihinde artı değerin en acımasızca sömürüldüğü emperyalist üretim biçimi, en az işçilik ücreti ve en az hammadde bedelini ödeyerek en fazla üretimi, en fazla kar etmeyi, en fazla meta satmayı amaçlamıştır. Azgın rekabet şartlarında ürünlerini satabileceği pazarların daralması ile birlikte içine düştüğü bunalımların çözümünü paylaşım savaşlarında aramıştır.
Günümüzde öncülüğünü ve jandarmalığını ABD’nin üstlendiği uluslararası emperyalizmi; içine düştüğü bunalımı artık eskiden olduğu gibi paylaşım savaşlarıyla çözemediğini, halklara karşı yeni işgal ve saldırı biçimlerini gündeme getirdiğini, bu uğurda yıllardan beri politikalar ürettiğini tüm çıplaklığıyla izliyor ve yaşıyoruz... 12 Eylül 1980 faşist darbesinin de bu plan ve programların sonucu olduğunu artık kimse yadsımıyor…Bu politikaların bir tezahürü olarak halklarımıza, emekçilerimize, aydınlarımıza ve tüm devrimci - ilerici siyasi örgütlenmelerine uygulanan baskılardan TMMOB’nin de etkilenmemesi mümkün değildi.
Uygulanan baskı ve sindirme politikalarının gölgesinde girilen ekonomik - demokratik mücadele çerçevesinde mesleki demokratik kitle örgütleri yönetim kurulları seçimlerden hakim düzenin desteklediği faşist ve gerici gruplar maalesef geçici de olsa bazılarının yönetimlerini ele geçirdiler. Bu tarihsel gelişme bizim odamızda da yaşandı ve sürecin sonunda yoğun mücadeleden sonra İMO İstanbul Şubesi’nin yönetimi olması gerektiği şekilde devrimciler tarafından kazanıldı. Verilen mücadelenin kıyısında köşesinde hasbelkader yer alan Çağdaş Mühendisler bu mücadeledeki yerlerini sorgulamak durumundadırlar.
90 lı yıllara geldiğimizde uluslararası sermayeler; içine düştükleri bunalımı çözmek amacıyla ortaya attıkları; bunalımın ideolojik anlamdaki çözümü olarak gördükleri ve hayata geçirdikleri; emperyalist sermayenin birleşmesi; sömürünün ortaklaştırılması anlamına gelen globalleşme ile aslında yeni bir işgal biçimini gündeme getirmek, açık işgallerin insanlığın çıkarları için olduğunu iddia ederek, pembe rüyalarla gizlenmiş, askerileşmiş emperyalist sermayenin artık kendi kimliğini açıkça ortaya çıkarmasından başka bir şey değildir…..Özellikle ABD ekonomisi öncelikle içine düştüğü bunalımını çözmek daha sonrada iç dinamizminde oluşabilecek tepkileri nötralize etmek amacıyla halklar üzerine kurduğu gizli planlarını ardı ardına hayata geçirdiğine şahit oluyoruz…
Bu amaç uğrunda YALAN SÖYLEMEK’ten bile çekinmiyorlar…Komşumuz Irak’ın açık işgali sürecinde; neden yapıldı sorusuna uzun süre demagoji yaparak, sonrasında ise yanlış bilgiler geldi gibi sıradan bahaneler uydurup geçiştirdiler…Kendilerinin kurduğu kurumlar bile onları mahkum ettiler…
Dünya görüşleri bu çerçevede olan inşaat mühendisleri olarak Bizler odamızın gerek yönetim kurulu, gerekse komisyon çalışmalarında yer almaya çalıştık.
Yönetim kurullarına yıllardan beri maalesef 1 - 2 kişi ile ancak katılabildik. Başlıca sebebi burjuva ayak oyunlarını bilmiyor olmamızdı. Bizim dışımızda olan ve birlikte çalıştığımız insanlara güvendik. Yönetim Kuruluna seçilen arkadaşlarımız da karar verme aşamasında etkisizleştirildiği yetmiyormuş gibi, komisyonlarda çalışan devrimcilerin de önleri tıkandı, çalışmaları engellendi. Odamızdan uzaklaştırılarak seçim dönemlerinde hatırlandık ve hep karşımıza mavi boncukla çıkan, “aman faşistler geliyor, aman oda yönetimini kaybetmeyelim” gibi ait olduğumuz sınıfların söylemlerinin aksine, demagoji yapan insanlara sadece ve sadece özveriyle inandık. Onları desteklemek konumunda kaldık. Bu iddiaların somut delilleri İMO tarihinde vardır.
Daha sonraki dönemlerde ise manzara daha da vahim oldu. Odamıza hakim olan Çağdaş Mühendisler grubunun görüşü; odamızı alabildiğine sağa çeken bir çizgi ile kitleselleşmek yerine ben merkezciliği, toplumsal olaylara hassas olmak yerine duyarsızlığı, eylem yerine eylemsizliği, kendine düstur seçmekle yetinmemiş , üyelerinin aleyhine mevcut düzenle ortak işbirliğine girerek yönetmelikler çıkarmakta kendilerince önderlik yapmışlardır.
Bizler Odamızı bir Mesleki Demokratik Kitle Örgütü olduğu gerçekliğiyle sahiplenerek, sadece 1986 sonrası değil tüm tarihlerde mücadele içinde yer alan insanlar olarak sürece müdahale etmemizin tarihsel bir görev olduğunun bilinciyle çalışmalarımıza başladık ve adaylığımızı ilan ettik.
Bizler hiçbir zaman devrimci ahlakımızı bozmadık.
Çalışmalarımızı hep daha geniş, daha çok meslekdaşlarımızın katıldığı, çok sesliliğin hakim olduğu toplantılarda değerlendirmeye çalıştık.
Grubumuzun kendi içinde ilkeli olması gerekiyordu.. Öyle de davrandık.. Son bir aya gelinceye kadar yönetim kurulu adaylarımız grup anlayışımızdan kaynaklanan düşünceyle resmi olarak henüz belli değildi.
Grubumuzun diğer bir özelliği şimdiye kadar hep “fedakarlıkta bulunan devrimciler” kimliğinden sıyrılmaktı ve başardıkta..
Grup anlayışımızın önüne “aman faşistler kazanır” endişesiyle herhangi bir pazarlık düşüncesi geçemedi. .Başımız hep dik oldu.. Düşüncelerimizden ve tavrımızdan taviz vermedik.. Kullanılıp bir kenara atılan, çizgisinin ne olduğu belli olmayan, kaypak, oportünist, dengesiz, demagoglara güvenmedik, onlara bırakın söz hakkını vermeyi, kırmızı güllerini yollamasına rağmen aramıza dahi almadık.
Bu tavrımızı en son yapılan Genel Kurulda da sürdürdük. Demokrat Mühendisler Grubu’nun dışında hiçbir konuşmacı ne mesleğimizle nede Odamızla ilgili konuşmadı. Zaman geçirmek amacıyla kürsüye çıkan konuşmacılar Taranta Babu’nun dolgun kalçalarının inşaat mühendisliği ile ilgisinin vurgulandığı konuşmalardan sonra sıra bizlere gelince sayın Divan başkanının başkanlık yapmak aklına gelmiş olmalı ki; önce zamanı ( üç dakikaya indirmek teşebbüsünde bulundu ve tepki alınca) beş dakikaya indirerek değineceğimiz konuların önüne set çekti. Bu konuda gösterdiği gayreti saygıyla karşılıyor ve oraya seçilmenin diyetini ödediğini düşünüyoruz.
Değinemediğimiz konuların en belli başlıcaları:
a-Eski Yönetim Kurulu, Çalışma Raporunu savunurken 10 sn. bile sürmeyen sözlerle geçiştirdiği mali raporun detaylandırılması gerektiği,
b-Bilirkişilik ve danışmanlıkların kimlere ve hangi sıklıkta verildiği,
c-Odamızın mali ve politik avantajlarının kimlere ve hangi amaçlarla kullanıldığının açıklanması,
d-Odamızın olanakları seçim çalışmaları sırasında nasıl ve ne miktarda kimler tarafından kullanılmıştır?
gibi sorulara cevap aranacaktı.
Bizlere azınlık muamelesi yapanlara sesleniyoruz…. Bizler azınlık değiliz.. Bizler çoğunluğuz…Sizler hala koltuklarınızda oturuyorsanız bizim gibi düşünen insanların kaygısıyla oturuyorsunuz…
Şimdi akıllara neden hep muhalefettesiniz gibi bir soru gelecektir.….Anlatalım..
Öncelikle yukarıda değerlendirdiğimiz görüşler doğrultusunda insanları ikna edemedik. Gerici bir listenin seçimlere girmesi Çağdaş Mühendislerin ekmeğine yağ sürdü..Hep kullanılan malzeme bu sefer somutlandı.. Tabi buna aleyhimize yapılan gayri ahlaki propagandaları katmıyoruz…
Elbetteki eşitsiz bir mücadelenin içine girdiğimizi baştan beri biliyorduk, kabullenmiştik. her şeye rağmen şartları zorlamamız gerekiyordu ve zorladık. Defalarca Odamızın imkanlarının bizlere de sunulması gerektiğini vurgulamamıza karşılık her seferinde reddedildik. Yetmedi toplantı yaptığımız kurumların sorumluları kendilerine çağdaşlığı yakıştıranlar tarafından aranıp aydın düşünceye, çağdaş olmaya ve hatta inşaat mühendisi olmaya dahi sığmayacak bir tavırla tehdit edildiler.
Ancak tüm bunlara dışardan bakınca bizim tecrübesizliğimiz ayan beyan görünüyordu ki üzerimize saldırılmakta tereddüt edilmedi. Utanmazsız bir tavırla ellerinde kesin hiçbir somut belge dahi olmadan ‘çamur at izi kalsın’ niyetiyle gül ağaçlarını; bize “gençleri en yakınınızdakine saldırtıyorsunuz” demek pişkinliği içinde zeytin dalları olarak uzatanlara şunları söylemek boynumuzun borcudur. O gül ağaçlarının dikenleri elinize geçmişte olduğu gibi gene batacak…Pişman olacaksınız ve de onu bir kez daha olması gereken yere, bir çöp kutusuna bizim attığımız gibi sizde atmak zorunda kalacaksınız… Sizlere sormadan geçemiyeceğiz…Geçmişten hiç mi ders almıyorsunuz?
Bizler demokrat inşaat mühendisleri; halklarımızın bir adım önünde, onlara önderlik yapmamız, onların sosyal, politik, ekonomik, insan hakları gibi değerlerini korumak ve bu uğurda mücadele etmemiz gerektiğinin bilincinde olarak diyoruz ki;
a-Bizler burjuva ayak oyunlarını bilmiyoruz ve bilmek de istemiyoruz…
b-Düştüğümüz hataların devam etmemesi gerektiğini çok iyi biliyoruz…Sizlerin katkı ve eleştirileriniz bu konuda bizleri yönlendirecektir….
c-Seçim sonuçlarını rakamsal olarak değerlendirmek hatasına düşmüyoruz. İnsanlara kendimizi anlatamamak eksikliğini düzeltmek için elimizden gelen tüm gayretleri göstereceğimizin inancında olarak; Eksiklerimizin olduğunu kabul ediyor ve özür diliyoruz… Sizlere söz veriyoruz…ARTIK BİZİ KİMSE ALDATAMIYACAK VE NE DÜŞÜNDÜĞÜMÜZÜ, NE YAPMAK İSTEDİĞİMİZİ DOSTA DÜŞMANA HERKESE ANLATMAK UĞRUNDA MÜCADELEMİZE KESİNTİSİZ DEVAM EDECEĞİZ…..
Devrimci-Demokrat olmanın bilinciyle Odamızı olması gereken seviyeye yükseltmek omuz omuza olduğumuz insanlara olduğu kadar bizlere de onur verecektir. Bu onuru, bu sevinci SİZLERLE birlikte yaşamak istiyoruz…
SAYGILARIMIZLA
