Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi

Tüm  İnşaat  Mühendisleri  Kamuoyuna  Duyurulur

Bilindiği  gibi  Bizler  İnşaat  Mühendisleri  Odası  İstanbul  Şubesinin  40.  Dönem  Çalışmalarında  yönetim  kurulunu  oluşturmak  amacıyla  bağımsız  bir  liste  ile  seçimlere  katıldık.  Bu  yazıyı  kaleme  alırken;  niçin  bağımsız  bir  liste  ile  seçime  girmeye  gerek  duyduk,  bizi  buna  iten  sebepler  neydi  ve  gelişmeler  nasıl  yaşandı  gibi  zihinlerde  oluşan  sorulara  cevap  vermek  zorunda  oluğumuzu  düşünüyoruz.
İnsanlık  tarihinde   artı  değerin  en  acımasızca  sömürüldüğü  emperyalist  üretim  biçimi,  en az  işçilik  ücreti  ve  en  az  hammadde  bedelini  ödeyerek  en  fazla  üretimi, en  fazla  kar   etmeyi,  en  fazla  meta  satmayı  amaçlamıştır.  Azgın  rekabet  şartlarında  ürünlerini  satabileceği  pazarların  daralması  ile  birlikte  içine  düştüğü  bunalımların  çözümünü  paylaşım  savaşlarında  aramıştır. 
Günümüzde  öncülüğünü  ve  jandarmalığını  ABD’nin  üstlendiği  uluslararası  emperyalizmi;  içine  düştüğü  bunalımı  artık  eskiden  olduğu  gibi   paylaşım  savaşlarıyla  çözemediğini,  halklara  karşı  yeni  işgal  ve  saldırı  biçimlerini  gündeme  getirdiğini,   bu  uğurda  yıllardan  beri  politikalar  ürettiğini  tüm  çıplaklığıyla  izliyor  ve  yaşıyoruz... 12 Eylül  1980  faşist  darbesinin  de  bu  plan  ve  programların  sonucu  olduğunu  artık  kimse  yadsımıyor…Bu  politikaların  bir  tezahürü  olarak  halklarımıza,  emekçilerimize,  aydınlarımıza  ve  tüm  devrimci - ilerici  siyasi  örgütlenmelerine  uygulanan  baskılardan  TMMOB’nin de  etkilenmemesi  mümkün  değildi. 
Uygulanan  baskı  ve  sindirme  politikalarının  gölgesinde  girilen  ekonomik -  demokratik  mücadele  çerçevesinde  mesleki  demokratik  kitle  örgütleri  yönetim  kurulları  seçimlerden  hakim  düzenin  desteklediği faşist  ve  gerici  gruplar  maalesef  geçici de  olsa  bazılarının  yönetimlerini  ele  geçirdiler.  Bu  tarihsel  gelişme  bizim  odamızda da  yaşandı  ve  sürecin  sonunda  yoğun  mücadeleden  sonra  İMO  İstanbul  Şubesi’nin  yönetimi  olması  gerektiği  şekilde  devrimciler  tarafından  kazanıldı.  Verilen  mücadelenin  kıyısında  köşesinde  hasbelkader  yer  alan  Çağdaş  Mühendisler  bu  mücadeledeki  yerlerini  sorgulamak  durumundadırlar.
90 lı   yıllara  geldiğimizde  uluslararası  sermayeler;  içine  düştükleri  bunalımı  çözmek  amacıyla  ortaya  attıkları;  bunalımın  ideolojik  anlamdaki  çözümü  olarak  gördükleri  ve  hayata  geçirdikleri;  emperyalist  sermayenin  birleşmesi;  sömürünün  ortaklaştırılması  anlamına  gelen  globalleşme  ile  aslında  yeni  bir  işgal  biçimini  gündeme  getirmek,  açık  işgallerin  insanlığın  çıkarları  için  olduğunu  iddia  ederek,   pembe  rüyalarla  gizlenmiş,  askerileşmiş  emperyalist  sermayenin  artık  kendi  kimliğini  açıkça  ortaya  çıkarmasından  başka  bir  şey  değildir…..Özellikle  ABD  ekonomisi  öncelikle  içine  düştüğü  bunalımını  çözmek  daha  sonrada  iç  dinamizminde  oluşabilecek  tepkileri   nötralize  etmek  amacıyla  halklar  üzerine  kurduğu  gizli  planlarını  ardı ardına  hayata  geçirdiğine  şahit  oluyoruz…
Bu  amaç  uğrunda  YALAN  SÖYLEMEK’ten  bile  çekinmiyorlar…Komşumuz  Irak’ın  açık  işgali  sürecinde;  neden  yapıldı  sorusuna  uzun  süre  demagoji  yaparak,  sonrasında  ise  yanlış  bilgiler  geldi  gibi  sıradan  bahaneler  uydurup  geçiştirdiler…Kendilerinin  kurduğu  kurumlar  bile  onları  mahkum  ettiler…
Dünya  görüşleri  bu çerçevede  olan  inşaat  mühendisleri  olarak  Bizler  odamızın  gerek  yönetim  kurulu,  gerekse  komisyon  çalışmalarında  yer almaya  çalıştık. 
Yönetim  kurullarına  yıllardan  beri  maalesef  1 - 2  kişi   ile  ancak  katılabildik.  Başlıca  sebebi  burjuva  ayak  oyunlarını  bilmiyor  olmamızdı.  Bizim  dışımızda  olan  ve  birlikte  çalıştığımız  insanlara  güvendik.  Yönetim  Kuruluna  seçilen  arkadaşlarımız  da  karar  verme  aşamasında  etkisizleştirildiği  yetmiyormuş  gibi,  komisyonlarda   çalışan  devrimcilerin  de  önleri  tıkandı,  çalışmaları  engellendi.  Odamızdan  uzaklaştırılarak  seçim  dönemlerinde   hatırlandık   ve  hep  karşımıza  mavi  boncukla  çıkan,  “aman  faşistler  geliyor,  aman  oda  yönetimini  kaybetmeyelim”  gibi  ait  olduğumuz  sınıfların  söylemlerinin  aksine,  demagoji  yapan  insanlara  sadece ve  sadece  özveriyle   inandık.    Onları  desteklemek  konumunda  kaldık.  Bu  iddiaların  somut  delilleri  İMO  tarihinde  vardır.
Daha  sonraki  dönemlerde  ise  manzara  daha da  vahim  oldu.  Odamıza  hakim  olan  Çağdaş  Mühendisler grubunun  görüşü;  odamızı  alabildiğine  sağa  çeken  bir  çizgi  ile  kitleselleşmek  yerine  ben  merkezciliği,  toplumsal  olaylara  hassas  olmak  yerine  duyarsızlığı,  eylem  yerine  eylemsizliği,  kendine  düstur  seçmekle  yetinmemiş ,  üyelerinin aleyhine  mevcut  düzenle  ortak  işbirliğine  girerek  yönetmelikler  çıkarmakta  kendilerince  önderlik  yapmışlardır.
Bizler  Odamızı  bir  Mesleki  Demokratik  Kitle  Örgütü  olduğu  gerçekliğiyle  sahiplenerek,  sadece 1986  sonrası  değil  tüm  tarihlerde  mücadele  içinde  yer  alan  insanlar  olarak  sürece  müdahale  etmemizin  tarihsel  bir  görev  olduğunun  bilinciyle  çalışmalarımıza  başladık  ve   adaylığımızı  ilan ettik.
Bizler  hiçbir  zaman  devrimci  ahlakımızı  bozmadık.
Çalışmalarımızı  hep  daha  geniş,  daha  çok  meslekdaşlarımızın  katıldığı,  çok  sesliliğin  hakim  olduğu  toplantılarda  değerlendirmeye  çalıştık.
Grubumuzun  kendi  içinde  ilkeli  olması  gerekiyordu..  Öyle  de  davrandık.. Son  bir  aya  gelinceye  kadar  yönetim  kurulu  adaylarımız  grup  anlayışımızdan  kaynaklanan  düşünceyle  resmi  olarak  henüz  belli değildi.
Grubumuzun  diğer  bir  özelliği  şimdiye  kadar  hep  “fedakarlıkta  bulunan  devrimciler”  kimliğinden  sıyrılmaktı  ve  başardıkta..
Grup  anlayışımızın  önüne “aman  faşistler  kazanır”  endişesiyle  herhangi  bir  pazarlık  düşüncesi  geçemedi. .Başımız  hep  dik  oldu..  Düşüncelerimizden  ve  tavrımızdan  taviz  vermedik.. Kullanılıp  bir  kenara  atılan,  çizgisinin  ne  olduğu  belli  olmayan,  kaypak,  oportünist,  dengesiz,  demagoglara   güvenmedik,  onlara  bırakın  söz  hakkını  vermeyi,  kırmızı  güllerini  yollamasına  rağmen  aramıza  dahi  almadık. 
Bu  tavrımızı  en  son  yapılan  Genel  Kurulda da  sürdürdük.  Demokrat  Mühendisler  Grubu’nun  dışında  hiçbir  konuşmacı  ne  mesleğimizle  nede  Odamızla  ilgili  konuşmadı.  Zaman  geçirmek  amacıyla  kürsüye  çıkan  konuşmacılar  Taranta  Babu’nun  dolgun  kalçalarının  inşaat  mühendisliği  ile  ilgisinin  vurgulandığı  konuşmalardan  sonra  sıra  bizlere  gelince  sayın  Divan  başkanının  başkanlık  yapmak  aklına  gelmiş  olmalı ki;  önce  zamanı  ( üç  dakikaya  indirmek  teşebbüsünde  bulundu  ve  tepki  alınca)  beş  dakikaya  indirerek  değineceğimiz  konuların  önüne  set  çekti.  Bu  konuda  gösterdiği  gayreti  saygıyla  karşılıyor  ve  oraya  seçilmenin  diyetini  ödediğini  düşünüyoruz. 
Değinemediğimiz  konuların  en  belli  başlıcaları:

a-Eski  Yönetim  Kurulu,  Çalışma  Raporunu  savunurken  10 sn.  bile  sürmeyen  sözlerle  geçiştirdiği  mali  raporun  detaylandırılması  gerektiği,
b-Bilirkişilik  ve  danışmanlıkların  kimlere  ve  hangi  sıklıkta  verildiği,
c-Odamızın  mali  ve  politik  avantajlarının  kimlere  ve  hangi  amaçlarla  kullanıldığının  açıklanması,
d-Odamızın  olanakları  seçim  çalışmaları  sırasında  nasıl  ve  ne  miktarda  kimler  tarafından  kullanılmıştır?
gibi  sorulara  cevap  aranacaktı.

Bizlere  azınlık  muamelesi      yapanlara  sesleniyoruz….  Bizler  azınlık  değiliz..  Bizler  çoğunluğuz…Sizler  hala  koltuklarınızda  oturuyorsanız  bizim  gibi  düşünen  insanların  kaygısıyla  oturuyorsunuz…

Şimdi  akıllara  neden  hep  muhalefettesiniz  gibi  bir  soru  gelecektir.….Anlatalım..
Öncelikle  yukarıda  değerlendirdiğimiz  görüşler  doğrultusunda  insanları  ikna  edemedik.  Gerici  bir  listenin  seçimlere  girmesi  Çağdaş  Mühendislerin  ekmeğine  yağ  sürdü..Hep  kullanılan  malzeme  bu  sefer  somutlandı..  Tabi  buna  aleyhimize  yapılan  gayri  ahlaki  propagandaları  katmıyoruz…
Elbetteki  eşitsiz   bir  mücadelenin  içine  girdiğimizi  baştan  beri  biliyorduk, kabullenmiştik.  her şeye  rağmen  şartları  zorlamamız  gerekiyordu  ve  zorladık.  Defalarca  Odamızın  imkanlarının  bizlere de  sunulması  gerektiğini  vurgulamamıza  karşılık  her  seferinde  reddedildik.  Yetmedi  toplantı  yaptığımız  kurumların  sorumluları  kendilerine  çağdaşlığı  yakıştıranlar  tarafından  aranıp  aydın  düşünceye,  çağdaş  olmaya ve  hatta  inşaat  mühendisi  olmaya  dahi  sığmayacak  bir  tavırla  tehdit  edildiler.
Ancak  tüm  bunlara  dışardan  bakınca  bizim  tecrübesizliğimiz  ayan  beyan  görünüyordu ki   üzerimize   saldırılmakta  tereddüt  edilmedi.  Utanmazsız  bir  tavırla  ellerinde  kesin  hiçbir  somut  belge  dahi  olmadan  ‘çamur at izi  kalsın’  niyetiyle  gül ağaçlarını;  bize  “gençleri  en yakınınızdakine  saldırtıyorsunuz”  demek  pişkinliği  içinde  zeytin  dalları  olarak uzatanlara  şunları  söylemek  boynumuzun  borcudur.  O  gül ağaçlarının  dikenleri elinize  geçmişte  olduğu  gibi  gene  batacak…Pişman  olacaksınız  ve de  onu  bir kez  daha  olması  gereken  yere,  bir  çöp  kutusuna bizim  attığımız  gibi  sizde   atmak  zorunda  kalacaksınız… Sizlere  sormadan geçemiyeceğiz…Geçmişten hiç mi  ders  almıyorsunuz?   
Bizler  demokrat  inşaat  mühendisleri;  halklarımızın  bir  adım  önünde,  onlara  önderlik  yapmamız,  onların  sosyal,  politik, ekonomik,  insan  hakları  gibi  değerlerini  korumak  ve  bu  uğurda  mücadele  etmemiz  gerektiğinin  bilincinde  olarak  diyoruz ki; 

a-Bizler  burjuva  ayak  oyunlarını  bilmiyoruz  ve  bilmek de  istemiyoruz…

b-Düştüğümüz  hataların  devam  etmemesi  gerektiğini  çok  iyi  biliyoruz…Sizlerin  katkı  ve  eleştirileriniz  bu  konuda  bizleri  yönlendirecektir….

c-Seçim  sonuçlarını  rakamsal  olarak  değerlendirmek  hatasına  düşmüyoruz.  İnsanlara   kendimizi  anlatamamak  eksikliğini düzeltmek  için  elimizden  gelen  tüm  gayretleri  göstereceğimizin  inancında  olarak;  Eksiklerimizin  olduğunu kabul  ediyor  ve  özür  diliyoruz… Sizlere  söz  veriyoruz…ARTIK  BİZİ  KİMSE  ALDATAMIYACAK  VE  NE  DÜŞÜNDÜĞÜMÜZÜ,  NE  YAPMAK  İSTEDİĞİMİZİ   DOSTA  DÜŞMANA  HERKESE  ANLATMAK  UĞRUNDA  MÜCADELEMİZE  KESİNTİSİZ  DEVAM  EDECEĞİZ….. 

Devrimci-Demokrat  olmanın  bilinciyle  Odamızı  olması  gereken  seviyeye  yükseltmek  omuz  omuza  olduğumuz  insanlara  olduğu  kadar  bizlere de  onur  verecektir. Bu  onuru,  bu  sevinci  SİZLERLE  birlikte  yaşamak  istiyoruz…

SAYGILARIMIZLA

Powered by Drupal - Design by Artinet