- Arşiv
- CEMAL GÖKÇELERE MUHTAÇ MIYIZ!
- DEMOKRAT İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ADAYLARINI AÇIKLADI
- Demokrat İnşaat Mühendisleri Dostluk ve Dayanışma Yemeği
- Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanun Tasarısı Hakkında Açıklama
- Demokrat İnşaat Mühendisleri 2006-2008 Programı
- MESLEKİ EĞİTİME DEĞİL YETKİN MÜHENDİSLİĞE KARŞIYIZ
- ODAMIZA, MESLEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM
- YETKİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ
- Yetkin Mühendislik'te Yürütmeyi Durdurma Kararı
- Yetkin Mühendislik Yönetmeliği Hakkında Açıklama
Site İçeriği
Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanun Tasarısı Hakkında Açıklama
BASINA VE KAMUOYUNUN DİKKATİNE ;
İstanbul gibi Büyükşehirlerde içinden çıkılamayan kentsel sorunlara çözüm diye öne sürülen Kentsel Dönüşüm ve Gelişim kanun tasarısı içinde barındırdığı bir yığın çelişkiye rağmen yasalaştı.
Bozuk ve çarpık kentleşmenin ortaya problemlere sözde bilimsel, planlı ve programlı bir çözüm olarak sunulan kentsel dönüşüm projesi içi doldurulamadan, genel çözümlere varılamadan, var olan sit alanlarını ve bunlara uygun yapılmış mevcut koruma amaçlı imar planlarını göz ardı ederek kısmi yaklaşımlarla, kamu ve halk yararını gözetmeksizin yürürlüğe kondu.
Tasarının amacı özetle şöyle ; ‘ eskiyen ve özelliğini kaybetmiş kent bölgelerinin yeniden inşa ve restore edilmesi, deprem risklerine karşı tedbir alınması, kentin tarihi ve kültürel dokusunun korunarak yenilenmesi’ dir. Söylemin bilimselliğine karşın uygulama yönetmeliğinin ve yetkilendirmesinin içerikle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Yeni çıkarılan 5272 sayılı belediye kanununda belirtilen ‘ kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan etme yetkisi ’ ve alan büyüklüğü hangi kriterlere göre yapılacak? Hangi denetleme mekanizması belediyelerin siyasi karar verme organlarını hangi kriterler çerçevesinde denetim altında tutacak? Tamamen siyasi ve ekonomik rant için istismara açık bu konu herkesi kaygılandırmaktadır.
Diğer taraftan Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi bir bütün mantığı ile değil, her belediyenin kendi ekonomik ve siyasi çıkarlarını öne çıkararak oluşturduğu parça parça rant odaklı projelerden oluşuyor. Bunun en güzel örneğini İstanbul Büyükşehir Belediyesinin internet sayfalarında yayımladığı projelerden görmek mümkündür.
Kentsel dönüşümün en önemli amaçlarından biride depreme dayanıklı yapılar oluşturmak ve mevcut yapıların bu faktöre göre güçlendirilmesini sağlamaktır. Gözüken o ki bu tamamen unutulmuş. Plaza ve gökdelenler projeleri jet hızıyla yürürlüğe sokulup, yabancı sermaye için kâr alanları yaratılırken, depremde yıkılma riski taşıyan kamu binaları, yollar, viyadükler, köprüler, meskenler le ilişkin hiçbir çalışma yapılmamış, bu da doğu da sadece temel atma ile sınırlı kalan fabrikalar gibi güdük kalmıştır.
Başka bir gerçekte sadece İstanbul’da 187.000 gecekondunun yıkılacağı ve burada yaşayan vatandaşlarımızın da şehrin en ücra köşelerine sürülmek istenmesidir. Yıkımda esas olan anlaşma yolu iken gecekondu sahiplerine enkaz bedeli adı altında komik rakamlar önerilmekte ve bu ödemeyi de tokinin yapmış olduğu konutlara kanalize etmektedirler. Ki toplu konutta 20-30 milyar arasında değişen ortalama konut bedeli kat be kat fazla bir fiyatla vatandaşa satılmakta ve vatandaş kredi bataklığına çekilmektedir.
Gecekonduların birçok sorunu içinde barındırdığı, görüntü kirliliği yarattığı hatta deprem riski hesaplanmadan plansız-programsız yapıldığı için can güvenliği endişesi yarattığı hepimizin malumudur. Peki, bundan kim sorumludur;
- Dışarıya verilen tavizlerle durma noktasına gelen tarımdan geçinen nufus mu, yoksa taviz vere vere bizi dışa bağımlı hale getirenler mi?
- Sanayi ve ticareti belirli merkezlerde toplayıp Anadolu’ya yatırım yapmayan sermaye mi yoksa geçim sıkıntısı yüzünden doğdukları yerden göç etmek zorunda bırakılan insanlar mı?
- Her türlü iletişim ve medya araçlarını kullanarak taşı toprağı altın diye, ucuz iş gücü yaratmak için insanları kandıranlar mı yoksa başka çaresi kalmadığı için bunlara inanıp gelenler mi?
- Büyük şehirlere göç edenlerin oluşturdukları çarpık yapılaşmaya zamanında engel olması ve planlı programlı bir yapılaşmaya öncülük etmesi gereken kuruluşları atıl bırakan ve bu yapılaşmaya göz yuman siyasiler mi, yoksa bu çarpık yapılaşma sürecinde yetersiz olsada kendisine yol-su- elektrik – alt yapı hizmetleri sunulan, bir yanıyla gecekonduları yasallaştırılan insanlar mı?
Bu tip sorular çoğaltılabilir. Sorumlular bellidir ve ellerini taşın altına koymakla yükümlüdür.
Sonuç olarak ‘ Kentsel Dönüşüm ve Gelişim yasası ’ kamu ve halk yararına olmadığı sürece, bilimsel amaçlara hizmet etmediği sürece, sorunu bütün olarak ele alıp ona göre projeler üretmediği taktirde çözüm değil problem ve sıkıntı kaynağı olacak toplumda huzursuzluk yaratacaktır.
Gereken düzenlemelerin yapılması ve uygulamaya konması için gerekli her türlü özveriyi göstereceğimizi, mücadele edeceğimizi tüm halkımıza duyuruyoruz.
