- Arşiv
- CEMAL GÖKÇELERE MUHTAÇ MIYIZ!
- DEMOKRAT İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ADAYLARINI AÇIKLADI
- Demokrat İnşaat Mühendisleri Dostluk ve Dayanışma Yemeği
- Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanun Tasarısı Hakkında Açıklama
- Demokrat İnşaat Mühendisleri 2006-2008 Programı
- MESLEKİ EĞİTİME DEĞİL YETKİN MÜHENDİSLİĞE KARŞIYIZ
- ODAMIZA, MESLEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM
- YETKİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ
- Yetkin Mühendislik'te Yürütmeyi Durdurma Kararı
- Yetkin Mühendislik Yönetmeliği Hakkında Açıklama
Site İçeriği
Demokrat İnşaat Mühendisleri 2006-2008 Programı
İMO İSTANBUL ŞUBESİ
DEVRİMCİ DEMOKRAT MÜHENDİSLERİ
PROGRAM
Değerli meslektaşlarımız.
Yeni bir döneme giriyoruz. Dünya ve ülkemizin içinde bulunduğu yeni bu dönemde Odamız da yeni çalışma dönemine daha hazırlanıyor.
Bu yeni dönemde, sıçramalı bir şekilde çöküş sürecine giren emperyalizm, dünya halklarına karşı savaşa girmiştir. Sömürü, yağma ve talan
karşısında hiçbir engel bırakmak istemeyen emperyalizm, bütün halkları ve siyasal iktidarlarını boyunduruk altına almaya çalışıyor; geleceğini ancak bu şekilde mümkün görüyor ve emperyalizmin ve kapitalizmin inanlığa sunacağı başka bir şey de yoktur.
Dünyada ve coğrafyamızdaki halklara karşı emperyalist savaş sürmektedir.Halkların kendi gelecekleri belirleme hakkına saygı gösterilmemektedir.Ülkemizde de siyasal iktidar
emperyalizmin hizmeti ve denetiminde bu sürece ortak olmaktadır. Bu nedenlerle:
Çalışan işçi/emekçi sınıf-kesimler üzerindeki baskılar artmakta, hakları gasp edilmekte, örgütlenmeleri dağıtılmakta, baskı ve şiddet giderek artmakta, her gün yenisi tasarlanan cezaevleriyle örgütsüz ve öndersiz bırakılmaya çalışılmaktadır.
Bütün bu süreçten odalarımız da nasiplerini almaktadır.
TMMOB ve bağlı odalar,1970 yıllarından sonra, devrimci demokrat kimliğiyle, ülkede yaşanan gelişmelere taraf olmuş, halktan yana kimliği ile ön plana çıkmıştır.12 Eylülden sonra bu tutum kesintiye uğratılmış ve adım adım odalar ülke ve meslektaşlarımızın sorunlarına duyarsız hale getirilmişlerdir.
Sistem, 19 Aralık F tipi saldırısıyla kısmi ses çıkaran (barolar,tabip odaları bazı mimar ve mühendis odaları) odaları da hizaya getirmek için sopasını göstererek bazı yöneticileri sindirmiş, bazı yasal düzenlemelerle resmi devlet kurumu havasına sokmaya girişmiş ve daha kolay olarak da çürüyen tabanı harekete geçirerek bu kurumların etki gücünü kırmaya girişmiştir.
Özellikle uzunca bir süredir şube etkinliğini rutin bürokratik faaliyetler ve ücretli kurslarla sınırlandırmış durumda olan İMO İst. Şube bu anlamda öne çıkan bir odadır. Oda kongrelerinde meslektaşlarımızın ilerici, yurtsever, devrimci demokrat duyarlılığı sömürülerek çalışan ve işsiz mühendislerin desteği alınarak yönetime gelinmiş, daha sonra bu meslektaşlarımızın sorunlarına duyarsız kalınmıştır.
Üyelerinin %80’ninden fazlasını ücretli çalışan ve işsiz mühendisler oluştururken İMO İst. Şubesinde, bu meslektaşlarımızı kapsayıcı bir faaliyet içinde bulunmamıştır.
Sarı sendikacılık anlayışına denk düşen “sarı odacılık” anlayışıyla, odaları geçim kapısı haline getirerek koltuklarından bir türlü ayrılmak istemeyen İMO İstanbul Şubesi yöneticilerine artık dur demenin zamanı gelmiştir.
Değerli meslektaşlar.
Bizler, insanlara daha güvenilir, daha ekonomik ve daha güzel barınaklar, sanayi yapıları, yollar, köprüler, barajlar, altyapı ve arıtma tesisleri vb. üretme alanında vazgeçilmez çalışan/üreticileriz.
Ülkemizin dört bir tarafı deprem,sel,heyelan gibi doğal olayların tehdidi altındadır. Geçmişte ve günümüzde sistem, bu konularda bilimsel-mesleki-teknolojik temelde önlemler almamıştır. Bu nedenle sistem yaşanan can ve mal kayıplarından birinci derecede sorumludur.
Mühendislik hizmetlerini gerçekleştirirken kişisel beklentilerimizin önüne geçen sorumluluklarımız bulunmaktadır.
Bunlar:
*Kamu çıkarlarını gözetmek;
*Kamuoyunu bilgilendirmek, uyarmak;
*Halkımızın ekonomik, demokratik, kültürel ve sosyal birikimlerinin yok edilmesine karşı çıkmak;
*Bilimsel ve teknolojik gelişmeleri sadece izlemekle yetinmeyip, bilim ve teknolojinin bilimsel ölçekte üretilmesine katkıda bulunmak;
Devrimci demokrat insan (mühendis) olmanın bizlere yüklediği sorumluluklar:
*İnsanlığın ortak paydası olarak: sınıfsız, sömürüsüz, eşit, özgür, barış, adalet ve demokrasi ülkülerinin savunucusu olmaktır;
*Güncel olanı, yaşananı yakalayabilmek, müdahale etmek ve kendi alanımızda üzerimize düşen sorumluluğu taşıyabilmektir;
*Başta yaşama hakkı olmak üzere, insan haklarının tümüne saygılı olmaktır;
*Emperyalizme bağlı ülkemizin ulusal kaynaklarının talan edilmesine karşı durmaktır;
*Doğal çevrenin ve ekolojik dengenin tahrip edilmesine karşı tavır almaktır;
*İnsanlığın kültürel ve tarihsel mirasının korunmasına çalışmaktır;
*Hakların kazanılabilmesi için örgütlü mücadele vermektir;
*Bilgi ve becerisini sürekli geliştirmek ve bunları insanlığın, ülkemizin ve meslektaşlarımızın hizmetine sunmaktır.
İnşaat mühendislerinin sorunları:
*Bir iş sözleşmesine (belirli ve belirsiz süreli) dayanarak çalıştırılan mühendisler, 4857 sayılı iş kanununa tabidir. 506 sayılı S.S.K. kanununa göre sigortalı sayılmaktadır. Mühendisler her iki yasadaki tanıma göre de işçidir. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hakları ortadan kaldırmaz. Çoğu zaman bu hakların bilinememesi ve bu hakları koruyacak örgütlenmenin yaratılamamış olması; mühendisleri işveren karşısında yalnızlaştırmış ve yasaların verdiği hakları bile çoğu durumda alamaz noktasına getirmiştir.
*Şantiyede ücretli çalışan meslektaşlarımız; çalışma koşulları, çalışma süreleri ve ücretleri çağdışıdır.
İş güvenceleri yoktur. 1800’lü yıllarda olduğu gibi 10-12 saat hiçbir mesai almadan çalıştırılmaktadırlar. Cumartesi,Pazar günü çalışmaya, senelik izni kullandırtmamaya oldukça sık rastlanmaktadır. Yoğun iş temposu nedeniyle sosyal ilişkileri parçalanmış, birbirinden kopuk bir şekilde dağınık ve örgütsüz durumdadırlar. Tüm çalışanlarda olduğu gibi bu alanda çalışan meslektaşlarımız da IMF ,DB politikaları sonucu reel ücret kaybına uğramıştır.
Son süreçte meclisten geçen yasalarla (“Yetkin Mühendislik Yasası”)meslektaşlarımız, mühendislik statüsünü kaybetmekle yüz yüzedir. Onları ara eleman veya formenlik düzeyinde bir çalışma şekli beklemektedir.
*Mühendislik bürolarında ve Yapı Denetim şirketlerinde; ücretli çalışan meslektaşlarımız, iş güvencesi, sigorta, sosyal haklardan yoksun oldukları gibi, bir mühendisin sahip olması gereken uygun ücretten de yoksundurlar. 500-600 YTL ücretle bu alanda çalışan meslektaşlarımız vardır. Düzenli ücret almamaya sıkça rastlanmaktadır.
Bürolarda çalışan meslektaşlarımıza meslekleri dışında hizmet elemanlarının yapacağı işler yaptırılmak istenmektedir. Bilgi ve becerilerini geliştirme olanakları kısıtlıdır.
Denetimci arkadaşlarımızdan denetim yapmadan imza istenmektedir.
*Kadın meslektaşlarımız şantiyelerde tercih edilmemekte, bürolarda ise düşük ücretle çalıştırılmakta ve mesleği dışında hizmet işleri dayatılmaktadır. İşsizlik sorununu daha yoğun
yaşamakta ve meslek alanı dışında işlere yönelmek zorunda kalmaktadırlar.
*Kamu kesiminde çalışan meslektaşlarımızın özlük hakları, siyasi iktidar tarafından keyfi olarak değerlendirilmekte ve bir tehdit unsuru olarak kullanılmaktadır. Kadro yokluğu, terfi, tazminat ödememe, pasif göreve atama, güvenlik soruşturması, sürgün ve işten çıkarma sorunlarıyla karşı karşıyadırlar. Bu meslektaşlarımız taşıdıkları sorumluluklara denk düşmeyen ücret politikaları nedeniyle ,iş bitirici-köşe dönücü-iş bilinci yaşam felsefesi empoze edilmeye çalışılmaktadır. Aldıkları maaşlar asgari yaşam standardının altındadır.
*Teknik eğitim kurumlarında çalışan meslektaşlarımız YÖK koşullarının olumsuz etkileri ve koşulları ile karşı karşıyadır. Esas olarak yapılması gereken Araştırma- Eğitim işlevleri giderek arka plana itilmiş, ikincil bir görev olması gereken danışmanlık ön plana geçmiştir.
Bu durumun esas sorumlusu YÖK olmakla birlikte, YÖK uygulamalarına fazlaca “uyum” gösteren üniversite yöneticilerinin de yaşanan bu olumsuzluklarda payı bulunmaktadır.
Bu durum aynı zamanda, ülkemizin bilimsel teknolojik gelişmesinin önünü de tıkamaktadır. YÖK’ün tartışılmaya açıldığı bu günlerde odamız, tavrını açık ve net bir şekilde ortaya koymalı ve YÖK’e karşı, Özerk, Demokratik Bilimsel Üniversite (Eğitim) anlayışını savunmalıdır.
*Küçük proje bürosu sahibi meslektaşlarımız, ihtisas ayrımının yarattığı dezavantajlar yanında ağır vergi yükü altında ezilmektedir.
Büyük proje büroları, ülkemizde planlı bir kalkınma ve sanayileşme politikaları izlenememesi sonucu sürekliliklerini koruyamamaktadır. Çoğu büyük proje yabancılara verilmekte, yerli firmalar ise taşeron durumunda iş görmektedirler.
“Yetkin Mühendislik” yönetmeliği ve çıkarılan yasalarla hayata geçirilmeye çalışılan: proje üretimi ve proje denetiminde de, emperyalist ülkelerin mühendislik hizmeti yürüten tekellerine bütün bu alanı vermemektir. Böylelikle üretkenliğin önüne geçileceği gibi, mühendisler işlevsizleştirme ve işsizleştirme ile karşı karşıya bırakılmaktadır.
Mesleğimizi ilgilendiren ülke sorunları
*Sağlıksız kentleşme ve konut sorunu bütün yakıcılığı ile karşımızda durmaktadır. Konut alanının aşırı kara yönelik bir spekülasyon kaynağı olarak görülmesi, toplu konut gerekçesi altında düzen partilerinin desteklediği “inşaat holding”lerine ve “eş-dost akraba”ya dağıtılan kamu arazileri, arsa-konut sertifikası vb. uygulamalar, teşhir ve mücadele edilmesi gereken konular olarak karşımızda durmaktadır.
*Gecekondulaşma olgusu kanayan bir yara olarak varlığını sürdürmektedir.
“Gecekondu” olarak gelişen yapılaşmaya karşı etkin mücadele verilmeli ve fakat: bütün insanların sağlıklı ortam-çevre-konutlarda barınabilme hakkı savunulmalıdır. Konut sorunu bir mülkiyet sorunu olarak değil, gerekli ve zorunlu bir biyolojik-sosyal ihtiyaç olarak algılanmalı ve bunun için:
devlet, asgari ücretin ödenebilirlik koşulları içinde kira karşılığında insanlara tahsis edilecek konut üretimine girmelidir;
Proje ve arsa maliyetinin bedeli düşürülerek, konut maliyetleri uygulanabilirlik konusunda mümkün kılınmalıdır;
Kamu kurumları çok daha fazla teknik eleman istihdam ederek, konut sorununa müdahaleyle konut sorununa katkı koymalıdır.
*Yapı malzemeleri imalatı ve kullanımında denetimsizlik ve başıboşluk büyük boyutlardadır. Özellikle çimento, kum, çakıl gibi malzemelerin üretim ve dağıtımında tekellerin oluşması, sürekli artan fiyatların yanı sıra, denetimsizliği ve kalitesizliği üst boyuta çıkarmaktadır.
*Toplu konut politikasının ürünü olarak bir yandan kooperatif enflasyonu yaşanmakta, kap-kaçcı kooperatifler, dar gelirli halkın umutları üzerinde karlarına kar katmakta, bir yandan da ülke gerçeklerine ters düşen nitelikte ve büyüklükteki lüks konutlara kredi verilerek, sağlıksızlık adeta teşvik edilmektedir.
Gerçekte olumlu bir örgütlenme modeli olan kooperatifçilik halkın gözünde yozlaştırılmaktadır.
*Gerek ülke genelinde, gerek kent içi (İstanbul) ulaşımında toplu taşımacılık bir türlü geliştirilmemektedir. Ulaşım politikaları, uluslar arası tekellerin taleplerine göre saptanmakta, raylı sisteme ağırlık verilmesi gerekirken, karayolları ve buna bağlı sistemler bilinçli olarak yaygınlaştırılmaktadır. Köprü üzerine köprü döngüsü aşılamamakta, odamızın yıllardır savunduğu metro, raylı sistemler, demir ve deniz yolu taşımacılığının geliştirilmesi vb. önerileri kulak arkası edilmektedir.
*Ulusal kaynaklara dayalı enerji politikaları gündeme getirilmemektedir. Hidroelektrik ve alternatif enerji potansiyelleri yeterince araştırılmadan, yer ve teknoloji seçiminde insan ve çevre faktörü gözetilmeden, kirliliği önleyecek önlemler alınmadan, nükleer santraller, termik santraller gündeme getirilmekte, bu da çeşitli örneklerde olduğu gibi son derece olumsuz sonuçlara yol açmaktadır.
*Mesleğimizde karşılaştığımız bir diğer önemli sorun da, imar alanlarında/planlarında doğa-çevre gerçekliğinin gözardı edilmesidir. Özellikle çok sayıda ve çok katlı konutun yapıldığı veya yapılacağı sahalar (dere yatakları, hareketli-likit/ kayar zeminler) gerekli zemin etüdü, jeolojik araştırma yapılmadan imara açılmakta, sonradan ortaya çıkan gelişmeler ise can kaybına ve büyük miktarda kaynak israfına yol açmaktadır.
*Çevre sorunları bugün oldukça büyük boyutlara ulaşmıştır. Plansız, sağlıksız gelişen kentleşme yaşamı içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Su, kanalizasyon, elektrik, telefon şebeke inşaatları bitirilememekte, sürekli yenileme ve tadilat edilmektedir. Yollarda çalışmalar bitmediğinden trafikte ulaşım sürekli büyüyen bir sorun olmaktadır.
Tarımsal, yeşil alanlar bitirilmekte, hava kirliliği ve gürültü yaşamı tehdit eder boyutlara gelmiştir.
Örgütsel yapılanma
TMMOB ve ona bağlı odalarda örgütlenmedeki ortak payda meslektaşlıktır. Büyük çoğunluğu ücretli çalışanlar olmak üzere değişik sosyal sınıflara mensup meslektaşlarımız zorunlu olarak bir arada bulunmaktadır. Değişik tabakalardaki insanların bir araya gelmesi demokratik bir platform olmadan mümkün değildir. Bu nedenle TMMOB ve bağlı odalar demokratik kitle örgütleri olarak algılanması gerekli yapılardır.
Mesleklilik; üyelerinin meslektaşlığından, demokratik yapısı: işleyişi, çalışma anlayışı ve demokrasi mücadelesindeki işlevinden, kitlesellik ise örgütlenme anlayışından gelmektedir. Bu nedenle İMO’nun Mesleki Demokratik Kitle Örgütü olduğunu belirtmekte bir kez daha yarar vardır.
İMO’yu oluşturan mühendislerin büyük çoğunluğu işçi-emekçi konumundadır. İMO, nicel olarak temsil ettiği mühendisleri nitel olarak temsil etmeli; işçi-emekçi mühendislerin haklarını koruyan ve geliştiren emek cephesinde bir sendika gibi davranmalıdır.
*İMO üretken olmalıdır; odamız, gerek meslektaş sorunlarının ve gerek ilgi alanına giren ülke sorunlarının çözümüne yönelik araştırma ve incelemeleri sürekli bir biçimde gerçekleştirmeli, bunların sonuçlarını meslektaşlarımıza ve kamuoyuna aktarmalıdır.
*İMO kurumlaşmalı ve kamuoyuna kendini kabul ettirmelidir: odamız yapacağı her çalışmanın ve örgütlenmenin kalıcı olmasını sağlamalıdır. Sorunlara kaynak oluşturan yasa, yönetmelik ve uygulamaları değiştirme etkisine sahip demokratik baskı gücü haline gelmelidir.
*İMO ülke değerlerinin uluslar arası ve yerli tekellere peşkeş çekilmesine karşı çıkmalıdır. Bugün büyük ölçekli mühendislik faaliyetlerini ve yatırımlarını; politik kaygılar, oy avcılığı; uluslar arası tekellere ve yerli uzantılarına değer aktarma hesapları belirlemektedir. Bu yatırımlar için uluslar arası sermaye kuruluşlarından alınan milyarca dolarlık borçlar ve krediler ile emperyalizme bağımlılık halkaları daha da kalıcılaştırılmaktadır. Odamız tüm bunlara anti-emperyalist anti-kapitalist temelde karşı çıkmalıdır.
*İMO taraf olmalıdır: odamız, mesleğimizle ilgili gelişen olaylara karşı ülkemizden ve kaklımızdan taraf olarak politikalar üreterek, onların yanında mücadelesini verecektir.
*İMO geçmişin olumlu değerlerine sahip çıkmalıdır: odamız, geçmişin tüm olumlu değerlerine ve birikimlerine sahip çıkarak kitleselliğini ve örgütlülüğünü geliştirecektir.
*İMO genç mühendislerin dinamizmini oda çalışmalarına yönlendirmelidir: genç mühendisleri oda çalışmalarına katamayan bir İMO devrimci oda anlayışını uygulamakta eksik kalacaktır. Odamız genç mühendislere sahip çıkacak, yönlendirecek ve yaratılan değerleri geliştirip güçlendirerek geleceğe taşımada üzerine düşen sorumlulukları yerine getirecektir.
*İMO meslek onuruna sahip çıkmalı, kamusal değerleri zedeleyenlere karşı yaptırımcı olmalıdır: odamız, mesleki bilgi, beceri ve yetkisini ülkesinin, insanının ve insanlığın aleyhine kullanarak meslek ahlakı ve onurunu çiğneyen “mühendislere” karşı teşhir ve yaptırım yetkilerini kullanmalı, mesleğin gelişmesine katkıda bulunan, meslek onurunu yükselten meslektaşları da teşvik etmeli ve ödüllendirmelidir.
*İMO ülkemizdeki tüm Mühendis-Mimar disiplinlerinin ortak paylaşım alanları doğrultusunda ortak çalışmaların hala geçerli olduğunu ön plana çıkarmalıdır.
*İMO bütün bunların gerçekleştirilebilmesi için ciddi, programatik, özverili ve düzenli bir çalışma yapacak,kendisini meslektaşlarına ve kamuoyuna anlatan-aktaran doğru bir yayın politikası izleyecektir.
Örgütsel alanda:
*Danışma kurulu: şubemizde fiili olarak var olan ancak düzenli toplanması ve çalışması sağlanmayan, çalışma prensipleri şekilsiz olan danışma kurulunun şube çalışmalarını yönlendirmesi ve yönetim kuruluna destek vermesi için en az ayda bir kez toplanması sağlanacaktır. Bu şekilde tabanı karar alma süreçlerine katılması doğru politikasıyla odamıza dinamizm sağlayacaktır.
*İşyeri temsilcilikleri: kamu kuruluşlarında ve büyük ve orta ölçekli şantiyelerde ve bürolarda işyeri temsilciliği oluşturulacaktır. Temsilciliklerin mümkün olduğu ölçüde iş yeri çalışanlarının tercihiyle belirlenmesi sağlanacaktır. İşyerindeki sorunların bu organlar aracılığıyla odaya yansıtılması sağlanacaktır.
*İMO, ücretli meslektaşlarımızın diğer emekçilerle birlikte grev ve toplu sözleşmeli sendikalaşma çalışmalarına öncülük etmelidir.
*Temsilcilikler: mevcut temsilciliklerde kurullar, bölgedeki meslektaşlarımızın çoğunluğunun tercihiyle belirlenecektir. Bu şekilde bölgedeki meslektaşlarımızın çalışmalara katılımının yolu açılır. Ayrıca ihtiyaç duyulan yerlerde yeni temsilcilikler açılacaktır.
*Komisyon ve çalışma gurupları:
şubemizin çalışmalarının üretkenliğinin temellerinden biri komisyonların çalıştırılmasıdır. Bu anlayışla belirlenen sorunlar çerçevesinde oluşturulacak komisyonların düzenli çalıştırılması e-ve yaptıkları çalışmaları dönem boyunca yazılı raporlar halinde yönetim kurulu ve danışma kuruluna sunacaklardır.
Oluşturulacak komisyonlar ve çalışma gurupları:
1-Ücretli çalışanlar komisyonu;
2-Üye ilişkileri ve örgütlenme komisyonu;
3-Yasa ve yönetmelikler komisyonu;
4-Basın izleme ve ilişkiler komisyonu;
5-Bilirkişiler komisyonu;
6-Yapı denetim modeli çalışma gurubu;
7-Çevre ve ulaşım çalışma gurubu;
8-Beton çalışma gurubu;
9-Deprem çalışma gurubu;
Hedeflerimiz:
Önümüzdeki iki yıllık çalışma dönemini kapsayan öncelikli hedeflerimiz:
1-Oda, işleyiş ve çalışmalarında temel olarak üyelerinin çoğunluğunun çalışma ve yaşam koşullarının gelişimini esas alır. Yönetim sürecine üyelerini katan, üyeleri ile birlikte üreten ve karar alan, üretileni yaşama geçiren bir yapıda faaliyet yürütür.
2-Mali, idari yapısı ve yürüttüğü faaliyetleri her an tüm üyelerinin denetimine açık ve şeffaf bir yapıda olacaktır.
3-Gerek üyelerinin odayla, gerek üyenin üye ile mesleki, sosyal, kültürel bağlarını geliştirmek için lokal açılacak, etkinlikler düzenlenecektir.
4-Ülkemizde halkın geleceğini etkileyecek, devlet tarafından gerçekleştirilen yatırımlara, anlaşmalara halkın çıkarları ve doğal çevrenin korunması doğrultusunda müdahale eder. Bu yatırımların rant anlayışıyla değil, insanlığın yararına olması gerektiğini savunur. Bu doğrultuda diğer mesleki kurumlarla ve DKÖ’lerle işbirliği yapar ve mücadele etmenin araçlarını yaratır.
5-Ülkemizin yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını özelleştirme ve başka bir ad altında yerli ve yabancı sermaye guruplarına satılmasına karşı çıkar.
6-Gerek siyasi iktidarlar, gerekse yerel yönetimlerle kentleşme, konut sorunu, ulaşım, çevre sağlığı, proje ve yapı üretiminin denetimi, imar planlarının hazırlanması konularında mesleğin gereği ve halkın gereksinimi göz önüne alınarak görüşmeler yürütür. Bu konularda yasal düzenlemelere gidilmesi için baskı unsuru olunur.
7-Olabilecek her türlü afetlerde odanın bütün olanaklarını halkın yararına kullanır, meslektaşlarımızı seferber eder, halkımızla yardımlaşma ve dayanışma içerisine girer. Bu konuda her türlü organizasyona öncülük eder.
8-T.M.M.B’nin onayladığı Uyum Yasaları adı altında emperyalist ve işbirlikçi tekellerin ülkemize yönelik ekonomik ve siyasi saldırılarına karşı çıkar.
9-Başta yaşam hakkı olmak üzere, barınma hakkı, iş güvencesi, sosyal güvence olmak üzere tüm insan haklarını savunur ve bu doğrultuda mücadele verir. İnsanlık dışı bir uygulama olan işkence, yargısız infaz, faili meçhullere ve gözaltında kayıplara karşı çıkar. Bu tür uygulamaların bir üst biçimi olan F-Tipi uygulamasına da karşı çıkar, kapatılması için mücadele eder.
10-Doğal çevrenin ve ekolojik dengenin korunarak gerçekleştirilen bir yapılaşma ve teknolojik gelişmeyi savunur. Tüm insanlığın ortak payı ve geleceğimizin teminatı olan doğal çevrenin mutlak surette korunması yönünde mücadele eder.
11-Emperyalist devletlerin dünyada ve bölgemizde sürdürdüğü saldırgan ve sömürgeci politikaların karşısında durur.
12-Meslektaşlarımız arasında yeni eşitsizliklere ve toplam mühendis kütlesinin mutlak yoksullaşmasına neden olacak olan uzmanlık uygulamasının durdurulması için mücadele eder.
13-Kentlerin ticaret merkezi, Pazar alanı, rant kaynağı olarak algılanmasına karşı durur. Kentsel Dönüşüm Planı adı altında sermayeye yeni rant alanları kazandırmanın değil, insanları sağlıklı konutlara tahliye etmenin öncelikli olduğu gerçeği doğrultusunda çalışma yürütür.
14-Bağımsız bir bilim ve teknoloji politikası ülkemizin acil ihtiyaçlarından biridir. İMO sektöre yönelik bu çalışmalara öncülük eder.
İYİ BİR MÜHENDİS, İYİ BİR İNSAN OLMANIN, MÜHENDİSLİK BİLİMİNİN ÖĞRETİLERİNİ İNSANLIĞIN YARARINA SUNMAKLA MÜMKÜN OLACAĞI BİLİNCİYLE, tüm meslektaşlarımızı programımızı ve sizlerin yönlendiriciliğinde, programı hayata geçirecek yönetim kurulumuzu desteklemeye çağırıyoruz.
